N. Ahmet Özalp: “Âşıklar Ölmez”

Ebu Bekr teslimiyeti, doğruluk ve özverisi, Hamza yiğitlik ve özgüveni, Ali korkusuzluk, içtenlik ve ödünsüzlüğü, Ebu Zer doygunluk ve kirli mülkiyet düşmanlığı, Hüseyin devrimci adanmışlığı, İbn Arabi, Mevlana ve Yunus’un evrensel entelektüel donanımları ve varoluşları ile özdeşleşen yazarlık serüvenleri:  Nuri Pakdil.”

N. AHMET ÖZALP

Pakdil’in bu yalan dünyadan sonsuzluk yurduna göçtüğü haberini duyduğumuzda daha bir “İnna lillah…” bile diyemeden Yunus’un aşk ile ölümsüzlük bağıntısını dile getiren dizeleri döküldü dudaklarımızdan.

Yunus bu dizelerinde, alışıldığı gibi insan ölür eseri kalır yaklaşımının ötesinde, doğrudan insan/âşık üzerinde durur.

Bu aşk nedir? İster Eşrefoğlu gibi dünyayı hiçe saymak diyelim, ister Fuzuli gibi yaratılışın amacı, vahdetin tek kaynağı olarak anlayalım, isterse Baki gibi demiri altına dönüştüren iksir, Şeyhi gibi bir noktayı kitap, bir zerreyi güneş yapan güç, Turabi gibi hidayet mumunun yol gösteren ışığı anlamında alalım, sonuç değişmez.

Aşk kelimesinden hoşlanmayanlar onun yerine “bağlanma”, katıksız bir “iman” ve “teslimiyet” kelimelerinden birini kullandığımızı varsayabilirler.

Pakdil’i belirleyen, yöneten ve yönlendiren bu aşktır. Duyguları, düşünceleri, yazmak dahil bütün eylemleri kısacası bütün hayatı bu aşkın somutlaşmış biçimi, açılımı, anlatımı, yorumu ve uzantısıdır.

Bundandır darası alınmış saf bir hayat peşinde oluşu. Saf, kirden arınmış, evrensel, estetik, ince ve uğrunda savaşılmaya değer bir hayat.

Devrimciliği bundandır. Ellerinde sınır tanımayan bir devrim ateşi taşıması bundandır.

Bundandır mülkiyeti yakışı, mülksüzlüğü seçerek mülkiyet kirinden arınması.

Savaşçılığı bundandır. Karanlıkla savaşın amansız bir savaşçısı oluşu bundandır.

Bundandır onun için yazmanın bir başkaldırı, bir savaşa tutuşmak, bütün putları birer birer kırmak anlamına gelmesi.

Kelimelerinin, yazılarının, kitaplarının her birinin, namluya sürülen bir kurşun oluşu bundandır.

Yine bundandır ki hayatı ile eseri, sözleri ile davranışları, düşünceleri ile eylemleri yekpare bir bütünlük, tutarlılık içindedir. Çoğu kişide görülen tutarsızlık ve çelişkiler yoktur onda. Diğer bir deyişle onun hayatı eserini, eylemleri düşüncelerini, davranışları sözlerini yalanlayamaz, çürütemezdi.

Böyle bir durum aşkın dışında bir etkenin ürünü olabilir mi? Böyle bir bütünlük, böyle bir duruş tutkulu bir âşık dışında bir kimsede görülebilir mi?

Doksanlı yıllarda bir dergi için tümüyle Pakdil’den seçilmiş cümlelerden bir yazı kurgulamıştık. Seçtiğimiz cümlelerin yarısının sonuna iki noktadan iki kelime eklemiştik: adı aşk. Yazının başlığına da aynı kelimeleri taşımak zorunda hissetmiştik kendimizi. Çünkü bu cümleleri ancak tek bir kelime tanımlayabilirdi: Aşk.

Yıllar önce bir toplantıda Pakdil’i bir cümleyle şöyle özetlemiştik:

“Ebu Bekr teslimiyeti, doğruluk ve özverisi, Hamza yiğitlik ve özgüveni, Ali korkusuzluk, içtenlik ve ödünsüzlüğü, Ebu Zer doygunluk ve kirli mülkiyet düşmanlığı, Hüseyin devrimci adanmışlığı, İbn Arabi, Mevlana ve Yunus’un evrensel entelektüel donanımları ve varoluşları ile özdeşleşen yazarlık serüvenleri: Nuri Pakdil.”

Devamı Cins 2019 Kasım sayısında…