Furkan Çalışkan: “Usura”

Tefecileri niçin öldürmeliyiz?” sorusuyla güne başlamayan şairin evcilleştirilmiş bir şizofreni ile modern dünya tarafından kutsandığını anlamak zorundayız. Keynes’ten nefret etmek için kaç sebebin varsa o kadar şairsin. Üsküdar’da, lodoslu bir günde o koca şair de tam olarak bunu sormuştu; “İzmir İktisat Kongresi hakkında ne düşünüyorsun? “

FURKAN ÇALIŞKAN

Küçük İran sigaraları içip Ezra Pound okuduğum günlerdi. Yüz yıldır hiç açılmayan ağır bir kapının ilk açılışında çıkardığı boğuk ve azametli bir sese benzerdi sesi. Tımarhaneye kapatılmıştı ve çıkar çıkmaz kaydettiği o şiir- “Usura”- fonda hafif bir Vim Mertens ile odamda tek bir boşluk bile bırakmıyordu. Bir keresinde şöyle demişti; “Bir ahmak artık ekonomiden anlamadan tarih bildiğini düşünebilir”. Cesur olduğum günler ondan ilhamla eli biraz yükseltmekten çekinmezdim; “Bir ahmak artık ekonomiden ve tarihten anlamadan şiir bildiğini düşünebilir”.

Artık küçük İran sigaraları içmiyorum fakat şairin ancak “gerekçesiz kalacağında öleceğini” biliyorum. Wall Street, Ezra’yı öldüremedi. Küçük plastik kaplarda her gün içirdikleri ağır ilaçlar ya da Amerikan liberalizmi o sert kayadan toz koparamadı. Çünkü her zaman bir gerekçesi vardı; tefecileri niçin öldürmeliyiz?  Gerekçesi olduğu için şiiri, şiiri olduğu için de bir ordusu vardı.

“Tefecileri niçin öldürmeliyiz?”sorusuyla güne başlamayan şairin evcilleştirilmiş bir şizofreni ile modern dünya tarafından kutsandığını anlamak zorundayız. Keynes’ten nefret etmek için kaç sebebin varsa o kadar şairsin. Üsküdar’da, lodoslu bir günde o koca şair de tam olarak bunu sormuştu; “İzmir İktisat Kongresi hakkında ne düşünüyorsun? “

“Kantolar”a, “kavmin hikâyesi” diyordu Pound. Bir ürperti gibi şairin ense kökünde dolaşıyor bu meydan okuma. Bütün bir şiirinde kavmin hikâyesini anlatan bir şairden yansıyanlar ve dökülenler oluşturmaz mı kültürün merkezini ve periferisini? Kültür, bilgi değildir. Nerede okuduğunu unuttuğun ve eylemin ortasında fark ettiğin olguların üstündeki tül perdedir kültür. Tarihin rüzgârını, kavmin hikâyesini açık bir pencerenin önünde hapseden tül bir perde… Dikkatli bakınca şairin suretini görebilirsiniz o perdede. Rüzgâr şiddetli, pencereler açık ve perdeler havalanmış durumda Türkiye’de. Peki, perde de kimin sureti var?

Devamı Cins 2020 Ocak sayısında…